Uyuşturucu Avukatı İstanbul

Uyuşturucu avukatı istanbul‘da görev aldığı davaların çoğu uyuşturucu ticareti davası, uyuşturucu imalatı suçu, uyuşturucu kullanımı suçu gibi spesifik alanda faaliyet gösteren avukatları ifade etmek için insanlar tarafından telaffuz edilmektedir. Uyuşturucu davalarına bakan avukatlar istanbul nitelik bakımından git gide kendini geliştirirken uyuşturucu davaları avukatları aslında ceza avukatı alt başlığıyla bu alanı icra ederler.

Uyuşturucu Davalarına Bakan Avukatlar

Uyuşturucu davalarına bakan avukatlar istanbul’da bulunmaktadır. Genellikle internette veya eş dost tanıdık vasıtasıyla yapılan bu aramalar daha sonra ceza avukatı veya uyuşturucu davasına bakacak avukat ile anlaşma aşamasına gelinir. Uyuşturucu ticareti davası avukatı genellikle müvekkili tutuklu bulunmuş olduğundan avukatlık ücreti olarak bu kriterler dikkate alınarak belirleme yapılır.

Ceza Avukatı Uyuşturucu Davası

Uyuşturucu davasına bakan avukat ceza avukatıdır. Ceza avukatı olarak uyuşturucu ticareti, uyuşturucu kullanımı olmak üzere tüm davalara bakmaktadır. Uyuşturucu davası kamu davası olarak yürütülür. Ağır ceza mahkemelerinde görülen bu davalar da mutlaka bir ağır ceza avukatı vasıtasıyla takibinin yapılması sağlanmalıdır.

En iyi Avukatlar Listesi

Ceza davası en iyi avukatlar listesi diye bir liste bulunmamaktadır. En iyi avukat gibi bir tabirde bulunmamaktadır. Ceza davaları ve uyuşturucu davalarında tecrübesine ve kendisine güvendiğiniz her avukat ile çalışmakta özgürsünüz.

Uyuşturucu Davası Avukatları

Uyuşturucu davası avukatları müvekkillerinin lehine usul ve delillerin tartışılmasını mahkemede talep eder. Öncelikle delillerin nasıl elde edildiği hususu çok önemlidir. Uyuşturucu davalarında özellikle birçok insan sadece şüphe üzerine tutuklu yargılamaları yapılmaktadır.

En iyi ağır ceza avukatı

En iyi ağır ceza avukatı avukatlık savunma hakkını en iyi şekilde ve en güçlü şekilde kullanan avukattır. En iyi ağır ceza avukatı gibi bir tabir bulunmasa da bu alanda kendini yetiştirmeye çalışan bir çok ağır ceza avukatı bulunmaktadır.

Ağır Ceza Avukatı


Türkiye’de ağır ceza avukatı sayısı git gide bu alana ilgi duyan ceza avukatı sayısının artmasıyla birlikte nitelik kazanmaya başlamıştır. Ceza avukatı, ağır ceza avukatı gibi terimler avukatlık kanununda yer olmasa da pratikte bu alanda çalışan ceza avukatları bulunmaktadır.

Ceza Avukatı ile Ağır Ceza Avukatı

Ceza avukatı ile ağır ceza avukatı arasında bir fark yoktur. Ağır ceza avukatı tabiri genelde halk arasında yakıştırılan bir tabirdir. Ağır ceza avukatı, denilince ağır ceza mahkemelerinde olan davalara bakan avukatlar için söylenmektedir. Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti suçu , cinsel istismar suçu, cinsel saldırı suçu gibi suçlar ağır ceza mahkemelerinde görülür. Ceza avukatı tabiriyle her türlü ceza davalarına bakan dava avukatıdır. Hakaret suçuda dahil olmak üzere uyuşturucu ticareti suçu olsun bütün davalara ceza avukatı davaları üstlenebilecektir.

Ceza Avukatı İstanbul

Ceza avukatı istanbul‘da sayısı gibi spesifik tutulmuş bir istatistik bulunmamaktadır. Ancak istanbul ceza avukatı anlamında nitelikli avukat artışıyla ilerleme göstermektedir.

İstanbul Ceza Avukatı Tavsiye

Tavsiye niteliğinde en büyük karar sizin avukat hakkındaki düşünceleriniz ve güveninizdir. ceza avukatı tavsiyesi alırken önemli olan fiyat olmamalıdır. Önemli olan gizlilik içerisinde davanızın tamamına kadar gerekli özeni göstermesidir.

Ceza Avukatı Ücreti

Ceza avukatı avukatlık ücreti avukatların en son konuştuğu hususlardan birisi olsa da yıllarca dosyaların takibi yapılacağı göz ardı edilmemelidir.



Ağır Ceza Avukatı İstanbul | Ağır Ceza Davaları ve Savunma

Ağır Ceza Avukatı İstanbul

Ağır ceza yargılamaları, ceza hukukunun hem hukuki hem de fiilî sonuçları bakımından en dikkatli yürütülmesi gereken alanlarından biridir. Bir kişi hakkında ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç nedeniyle soruşturma başlatılması; yalnızca ileride yapılacak bir duruşmadan ibaret değildir. Kolluk aşamasında gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinden savcılık ifadesine, tutuklama değerlendirmesinden dijital materyallerin incelenmesine kadar soruşturmanın ilk saatlerinden itibaren alınan kararlar dosyanın sonraki seyrini doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle İstanbul’da ağır ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşılaşan kişiler açısından savunmanın yalnızca duruşma günü hazırlanması yeterli değildir. Ağır ceza dosyasında yapılması gereken temel çalışma; suçlamayı, maddi vakıayı ve delilleri birbirinden ayırarak her birini ayrıca değerlendirmektir.

Bir dosyada savcılığın ileri sürdüğü olay anlatımı ile dosyada gerçekten bulunan deliller her zaman aynı şeyi göstermeyebilir. Ceza yargılamasının temel meselelerinden biri de tam olarak burada ortaya çıkar: Bir şüphenin bulunması ile suçun hukuken ispat edilmesi aynı şey değildir.

Ağır Ceza Avukatı Nedir?

“Ağır ceza avukatı” şeklindeki ifade uygulamada yaygın olarak kullanılmakla birlikte avukatlık mevzuatında ayrı bir avukatlık ruhsat türünü ifade etmez. Genel anlamıyla ağır ceza avukatı; ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar başta olmak üzere ceza soruşturması, kovuşturması, kanun yolları ve infaz süreçleri üzerinde çalışan ceza hukuku avukatını ifade etmektedir.

Ağır ceza yargılamalarında önemli olan yalnızca isnat edilen suçun kanundaki ceza miktarı değildir. Delilin nasıl elde edildiği, delilin sanıkla bağlantısının nasıl kurulduğu, suç kastının bulunup bulunmadığı ve fiilin doğru hukuki nitelendirmeye tabi tutulup tutulmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle İstanbul gibi soruşturma ve dava sayısının oldukça yüksek olduğu bir şehirde ağır ceza dosyaları çok farklı nitelikte olabilir. Bir dosya banka hesap hareketlerine dayanırken başka bir dosyanın temelini HTS kayıtları, kamera görüntüleri, cep telefonu incelemeleri veya tanık anlatımları oluşturabilir.

Bu sebeple ağır ceza savunmasında standart ve her dosyaya uygulanabilecek tek bir savunma metninden söz etmek mümkün değildir.

Ağır Ceza Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar somut olayın niteliğine göre değişebilmekle birlikte uygulamada özellikle şu suç tipleri ağır ceza yargılamalarına konu olmaktadır:

  • Kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs,
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti,
  • Nitelikli dolandırıcılık,
  • Nitelikli yağma,
  • Bazı cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar,
  • Suç örgütü kapsamında işlendiği ileri sürülen suçlar,
  • Resmî belgede sahtecilikle bağlantılı bazı ağır suç dosyaları,
  • Bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirildiği iddia edilen nitelikli suçlar,
  • Kanunda ağır ceza mahkemesinin görev alanına bırakılan diğer suçlar.

Her suç tipinin delil yapısı farklıdır. Bu nedenle örneğin uyuşturucu ticareti suçunda uygulanabilecek savunma yöntemleriyle internet üzerinden işlendiği iddia edilen bir nitelikli dolandırıcılık dosyasındaki savunma yaklaşımı aynı olmayacaktır.

İstanbul Ağır Ceza Avukatı Hangi Suçlarla İlgilenir?

İstanbul’da görülen ağır ceza dosyalarının önemli bir bölümü klasik tanık ve müşteki anlatımlarının yanı sıra dijital deliller, banka kayıtları ve telekomünikasyon verileri üzerinden yürütülmektedir.

Bu nedenle modern ağır ceza yargılamasında yalnızca Türk Ceza Kanunu hükümlerinin bilinmesi yeterli olmayabilir. Teknik verinin hukuki anlamının da doğru biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Nitelikli Dolandırıcılık Davaları

Son yıllarda ağır ceza mahkemelerinde sıklıkla görülen dava türlerinden biri nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıdır.

Bu dosyalarda banka hesapları, IBAN numaraları, telefon hatları, IP adresleri, sosyal medya hesapları ve mesajlaşma kayıtları sıklıkla delil olarak kullanılmaktadır.

Fakat banka hesabının bir kişiye ait olması, hesaba para gönderilmiş bulunması veya bir telefon hattının kişinin adına kayıtlı olması tek başına her zaman suçun bütün unsurlarının gerçekleştiğini göstermeyebilir.

Ceza sorumluluğu kişiseldir.

Bu nedenle özellikle şu sorular incelenmelidir:

  • Para transferini kim gerçekleştirdi?
  • Hesabı fiilen kim kullandı?
  • Hesap sahibinin para transferinden bilgisi var mıydı?
  • Para hesapta kaldı mı, başka hesaba mı gönderildi?
  • Sanığın maddi menfaat elde ettiği gösterilebiliyor mu?
  • Mağdurla iletişim kuran kişi sanık mı?
  • Telefon ve IP verileri sanıkla nasıl ilişkilendiriliyor?
  • Suç kastının varlığını gösteren somut delil bulunuyor mu?

Nitelikli dolandırıcılık ve diğer ceza soruşturmalarına ilişkin uygulamaya yönelik değerlendirmeler için Av. Tevfik Yıldırım’ın ceza hukuku çalışmalarına ayrıca bakılabilir.

IBAN Kullandırma Dosyalarında Savunma

IBAN kullandırma dosyaları ceza yargılamasında ayrıca değerlendirilmesi gereken alanlardan biridir.

Bir kişinin banka hesabına suçtan elde edildiği ileri sürülen paranın gönderilmiş olması ciddi bir şüphe doğurabilir. Ancak ceza mahkûmiyeti açısından hesabın kime ait olduğunun ötesine geçilerek hesabın suç amacıyla bilinçli olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerekir.

Hesap hareketlerinin incelenmesi, para çekme görüntülerinin bulunup bulunmadığı, mobil bankacılık girişleri, kullanılan cihazlar, IP kayıtları ve para transferlerinin devamındaki hareketler önem taşıyabilir.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Suçu

Uyuşturucu madde ticareti suçlarında yargılamanın en önemli meselelerinden biri ele geçirilen maddenin hangi amaçla bulundurulduğunun değerlendirilmesidir.

Maddenin miktarı elbette önemlidir; fakat tek değerlendirme kriteri değildir.

Dosyada;

  • Maddenin ele geçirildiği yer,
  • Paketleme şekli,
  • Hassas terazi bulunup bulunmadığı,
  • Telefon yazışmaları,
  • Para hareketleri,
  • Tanık veya diğer sanık anlatımları,
  • Teknik takip kayıtları,
  • Fiziki takip tutanakları

birlikte değerlendirilmelidir.

Bir delilin sanık aleyhine görünmesi, dosyadaki diğer bütün delillerden bağımsız olarak yorumlanabileceği anlamına gelmez.

Yağma ve Nitelikli Yağma Davaları

Yağma suçlarında cebir veya tehdidin niteliği, malın alınmasıyla bağlantısı ve sanığın olay içerisindeki rolü önemlidir.

Birden fazla kişinin bulunduğu olaylarda her sanığın aynı hukuki sorumluluğa sahip olduğu varsayımıyla hareket edilmemelidir.

Fail, müşterek fail ve yardım eden ayrımı somut olay içerisinde ayrıca incelenmelidir.

Kasten Öldürme ve Öldürmeye Teşebbüs Davaları

Kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs dosyalarında olayın gerçekleşme şekli, kullanılan araç, darbenin yönü, hedef alınan bölge, taraflar arasındaki önceki ilişki ve olay sonrasındaki davranışlar hukuki nitelendirmede belirleyici olabilir.

Öldürme kastı ile yaralama kastının birbirinden ayrılması birçok dosyada yargılamanın temel tartışma konusudur.

Adli tıp raporları ve olay yeri incelemeleri bu nedenle özellikle dikkatli değerlendirilmelidir.

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar

Cinsel suç dosyaları, tarafların özel hayatını doğrudan ilgilendirdiği ve çoğu zaman olayın doğrudan tanığının bulunmadığı dava türlerindendir.

Bu dosyalarda beyan delilinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Ancak mağdur veya müşteki beyanının nasıl değerlendirileceği konusunda otomatik bir kabul veya ret yaklaşımı doğru değildir.

Beyanların;

  • Kendi içerisinde tutarlılığı,
  • Olayın olağan akışı,
  • İlk anlatımdan sonraki değişiklikler,
  • Diğer maddi deliller,
  • Mesajlaşmalar,
  • Kamera kayıtları,
  • Adli raporlar

ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Ağır Ceza Davası Nasıl Başlar?

Ceza davasının başlangıcı çoğu zaman mahkemede değil soruşturma aşamasındadır.

Bir ihbar, şikâyet, kolluk tespiti veya başka bir dosyadan elde edilen bilgi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılabilir.

Soruşturma Aşaması

Soruşturma aşamasında savcılık leh ve aleyhe delilleri toplamakla yükümlüdür.

Ancak soruşturmanın ilerleyen aşamalarında toplanacak deliller açısından savunmanın aktif olması önem taşıyabilir.

Şüpheli lehine olan kamera görüntüsünün kaybolması, bazı dijital kayıtların saklama süresinin sona ermesi veya belirli tanıklara daha sonra ulaşılamaması mümkündür.

Bu nedenle savunmanın “dava açıldıktan sonra bakarız” yaklaşımıyla yürütülmesi her zaman doğru sonuç doğurmaz.

Arama ve El Koyma İşlemleri

Ağır ceza soruşturmalarında konut, iş yeri, araç veya kişisel dijital cihazlarda arama yapılabilir.

Arama ve el koyma işlemlerinde;

  • Kararın kapsamı,
  • Aramanın gerçekleştirildiği yer,
  • El konulan materyaller,
  • Dijital kopyalama işlemleri,
  • İmaj alma yöntemleri,
  • Tutanakların içeriği

daha sonraki yargılama açısından önem taşıyabilir.

Savcılık İfadesi

Şüphelinin savcılık aşamasındaki beyanı dosyanın önemli parçalarından biridir.

Bu aşamada dosyanın niteliğine göre açıklama yapılması kadar bazı konularda açıklama yapılmaması da savunmanın bir parçası olabilir.

Ceza muhakemesinde şüphelinin susma hakkı bulunmaktadır.

Dolayısıyla ifade stratejisi “her soruya mutlaka cevap verilmelidir” düşüncesi üzerinden değil dosyanın somut özellikleri üzerinden belirlenmelidir.

Tutuklama Talebi

Tutuklama bir ceza değildir; koruma tedbiridir.

Bununla birlikte kişi özgürlüğü üzerinde doğrudan sonuç doğurduğundan ceza soruşturmasının en kritik aşamalarından biridir.

Tutuklama değerlendirmesinde yalnızca isnat edilen suçun ağırlığı değil;

  • Kuvvetli suç şüphesi,
  • Kaçma şüphesi,
  • Delilleri karartma ihtimali,
  • Ölçülülük,
  • Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı

değerlendirilmelidir.

Ağır Ceza Mahkemesinde Yargılama Süreci

Savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle kovuşturma aşamasına geçilir.

Bundan sonra sanık, müşteki, tanıklar ve diğer deliller mahkeme huzurunda değerlendirilir.

İlk Duruşma Neden Önemlidir?

İlk duruşma birçok ağır ceza dosyasında dosyanın genel çerçevesinin ortaya çıktığı aşamadır.

Sanığın ayrıntılı savunmasının alınması, müştekinin dinlenmesi, tutukluluk durumunun değerlendirilmesi ve yeni delil taleplerinin karara bağlanması mümkündür.

Özellikle tutuklu yargılamalarda ilk duruşma tahliye değerlendirmesi bakımından ayrıca önem taşıyabilir.

Delillerin Tartışılması

Ceza muhakemesinin amacı dosyada bulunan delillerin yalnızca sıralanması değildir.

Asıl mesele bu delillerin neyi ispatladığıdır.

Örneğin bir telefon görüşmesinin yapılmış olması ile bu görüşmenin suç amacı taşıdığının ispat edilmesi farklı şeylerdir.

Aynı şekilde bir kişinin olay yerinde bulunduğunun gösterilmesi ile suçun faili olduğunun ispat edilmesi de birbirinden ayrılmalıdır.

Ağır Ceza Davalarında Dijital Deliller

Günümüz ağır ceza dosyalarında dijital deliller giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Cep telefonu incelemeleri, sosyal medya kayıtları, e-posta hesapları, baz istasyonu kayıtları, IP tespitleri, bulut depolama verileri ve banka uygulamalarına ilişkin bilgiler soruşturmalarda kullanılabilmektedir.

Telefon İncelemeleri

Telefon içerisinde bulunan bir mesajın, dosyanın sanığı tarafından oluşturulduğu otomatik olarak kabul edilmemelidir.

Telefonun kim tarafından kullanıldığı, mesajın gönderildiği tarih, hesabın oturum bilgileri ve cihaz üzerindeki diğer teknik veriler birlikte değerlendirilmelidir.

HTS ve Baz İstasyonu Kayıtları

HTS kayıtları özellikle kişiler arasındaki iletişimi ve hat hareketlerini ortaya çıkarmak amacıyla kullanılmaktadır.

Ancak HTS kaydı çoğunlukla görüşmenin içeriğini değil iletişimin gerçekleştiğini göstermektedir.

Bu nedenle iki kişinin telefon görüşmesi yapmış olması, konuşmanın suçla ilgili olduğunu tek başına ispatlamaz.

IP Adresi Delili

IP adresleri bilişim suçları, dolandırıcılık ve dijital materyallere ilişkin soruşturmalarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

IP adresinin belirli bir internet aboneliğine tahsis edilmiş olması ile işlemi gerçekleştiren kişinin kim olduğunun belirlenmesi aynı mesele değildir.

İnternet bağlantısının kimler tarafından kullanılabildiği ve ilgili cihazın belirlenip belirlenmediği ayrıca araştırılmalıdır.

Banka Hesapları ve Para Transferleri

Banka hareketleri nitelikli dolandırıcılık ve ekonomik nitelikteki suçlarda oldukça güçlü deliller olabilir.

Ancak hareketin varlığı kadar hareketin hukuki anlamı da önemlidir.

Örneğin paranın bir hesaba gelmesi, hesaptan başka bir kişiye transfer edilmesi ve son olarak nakit çekilmesi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ağır Ceza Davalarında Savunma Nasıl Hazırlanır?

Etkili ceza savunması yalnızca uzun bir dilekçe yazılması anlamına gelmez.

Bazı dosyalarda birkaç temel çelişkinin ortaya çıkarılması onlarca sayfalık teorik açıklamadan daha etkili olabilir.

Önce İddia Belirlenmelidir

Savunmanın ilk aşamasında şu soru sorulmalıdır:

Savcılık sanığın tam olarak ne yaptığını ileri sürmektedir?

Bu soru basit görünse de bazı kapsamlı iddianamelerde sanık hakkındaki isnat açık biçimde ayrıştırılmamış olabilir.

Suçlamanın sınırları belirlenmeden etkili savunma hazırlanması güçleşir.

Delil ile Yorum Birbirinden Ayrılmalıdır

Ceza dosyalarında birçok tutanak veya değerlendirme doğrudan delil değil, delilden çıkarılan yorum niteliğinde olabilir.

Savunmada bunun ayrıştırılması gerekir.

Örneğin:

“Sanığın hesabına para gönderilmiştir.”

bir olgu olabilir.

Buna karşılık:

“Sanık bu nedenle dolandırıcılık eyleminin failidir.”

aynı olgudan çıkarılmış hukuki ve fiilî bir sonuçtur.

İkinci sonucun kabul edilebilmesi için aradaki bağlantının ayrıca ispatlanması gerekir.

Suçun Manevi Unsuru İncelenmelidir

Ceza hukukunun temel unsurlarından biri kasttır.

Bir hareketin gerçekleşmiş olması tek başına her durumda cezai sorumluluk doğurmaz.

Sanığın fiilin niteliğini bilip bilmediği ve sonucu isteyip istemediği suç tipinin özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu mesele özellikle banka hesabı kullandırma, şirket işlemleri, başkası adına gerçekleştirilen para transferleri ve üçüncü kişilerin kullandığı telefon hatları gibi dosyalarda önem taşımaktadır.

Hukuka Aykırı Deliller Ağır Ceza Davasında Kullanılabilir mi?

Ceza yargılamasında delilin yalnızca içeriği değil elde edilme yöntemi de önemlidir.

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyet kararının temeli haline getirilip getirilemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle arama, el koyma, iletişimin tespiti ve dijital inceleme işlemlerinde usul hükümlerine uyulup uyulmadığının incelenmesi savunmanın ayrılmaz parçalarından biridir.

Ağır Ceza Davasında Beraat Hangi Durumlarda Verilebilir?

Her ağır ceza davası mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmaz.

Ceza muhakemesinin temel amaçlarından biri suçsuz kişilerin cezalandırılmasını önlemektir.

Beraat kararı çeşitli hukuki nedenlere dayanabilir.

Sanığın Suçu İşlediğinin Sabit Olmaması

Dosyadaki deliller sanığın suçu işlediğini kesin biçimde ortaya koymuyorsa mahkûmiyet kararı verilemez.

Ceza yargılamasında ihtimal ile mahkûmiyet arasında önemli bir fark bulunmaktadır.

Kastın Bulunmaması

Bazı dosyalarda maddi hareket sabit olsa bile suç kastının bulunmadığı sonucuna ulaşılabilir.

Bu durumda suçun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıca tartışılmalıdır.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

Ceza hukukunda yerleşmiş temel prensiplerden biri şüpheden sanığın yararlanmasıdır.

Mahkûmiyet kararının varsayıma değil, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve suçun işlendiğini ortaya koyan delillere dayanması gerekir.

Tutuklu Ağır Ceza Davalarında Tahliye Talebi

Tutuklama kararının verilmiş olması tedbirin yargılama sonuna kadar otomatik biçimde devam edeceği anlamına gelmez.

Tutukluluğun devam ettiği her aşamada tedbirin gerekliliği yeniden değerlendirilmelidir.

Tutuklamaya İtiraz

Tutuklama kararlarına karşı kanunda belirlenen usul çerçevesinde itiraz mümkündür.

İtiraz dilekçesinde yalnızca kişinin tahliye edilmesinin istenmesi yerine tutuklama gerekçelerinin somut dosya bakımından neden bulunmadığının açıklanması daha sağlıklı bir yöntemdir.

Adli Kontrol Seçeneği

Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya diğer adli kontrol tedbirlerinin yeterli olabileceği durumlarda tutuklamanın ölçülülüğü ayrıca tartışılabilir.

Ağır Ceza Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf

İlk derece ağır ceza mahkemesinin verdiği karar her zaman yargılamanın son aşaması değildir.

Kanuni koşulların bulunması halinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.

İstinaf incelemesinde;

  • Delil değerlendirmesi,
  • Hukuki nitelendirme,
  • Usul hataları,
  • Gerekçeli karar,
  • Ceza miktarı,
  • Lehe hükümlerin uygulanması

gibi birçok mesele ileri sürülebilir.

Yargıtay Temyiz Süreci

Kanunda temyize açık bulunan kararlar bakımından Yargıtay incelemesi gündeme gelebilir.

Temyiz aşamasında ilk derece yargılamasında tartışılan hususların yanı sıra bölge adliye mahkemesi kararının hukuka uygunluğu da incelenir.

Olağanüstü Kanun Yolları

Kesinleşen ceza kararlarında bazı istisnai hukuki yollar bulunmaktadır.

Bunlar arasında somut olayın özelliklerine göre;

  • Yargılamanın yenilenmesi,
  • Kanun yararına bozma,
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı,
  • Bireysel başvuru

gibi yollar gündeme gelebilir.

Her kesinleşmiş mahkûmiyet kararı açısından aynı hukuki yolun uygulanması mümkün değildir. Öncelikle kararın kesinleşme şekli ve ileri sürülen hukuka aykırılığın niteliği belirlenmelidir.

İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemeleri Nerelerde Bulunur?

İstanbul’un büyüklüğü nedeniyle ağır ceza mahkemeleri tek bir adliyede faaliyet göstermemektedir.

Dosyanın işlendiği yer ve yargı çevresine göre farklı adliyelerde yargılama yapılabilir.

İstanbul Adalet Sarayı – Çağlayan

İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki çok sayıda ceza soruşturması ve ağır ceza davası İstanbul Adalet Sarayı’nda görülmektedir.

Bakırköy Adliyesi

Bakırköy yargı çevresine giren suçlara ilişkin ağır ceza davaları Bakırköy’de bulunan ağır ceza mahkemelerinde görülebilir.

İstanbul Anadolu Adliyesi

Anadolu Yakası’nda işlenen birçok suç bakımından İstanbul Anadolu Adliyesi ağır ceza mahkemeleri görev yapmaktadır.

Görevli ve yetkili mahkeme belirlenirken suçun işlendiği yer, suç tipi ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri dikkate alınır.

Ağır Ceza Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Ceza dosyasında avukat seçimi yapılırken yalnızca internette kullanılan tanıtım ifadeleri üzerinden değerlendirme yapılmaması gerekir.

Özellikle ağır ceza dosyalarında avukatın dosyaya nasıl yaklaştığı daha önemlidir.

Dosyanın Ayrıntılı İncelenmesi

Savunma yapılabilmesi için soruşturma veya kovuşturma evrakının sistematik biçimde incelenmesi gerekir.

İddianame tek başına dosyanın tamamı değildir.

İddianamede yer almayan fakat soruşturma dosyası içerisinde bulunan bir tutanak, rapor veya ifade yargılamanın sonucunu etkileyebilir.

Teknik Delillerin Anlaşılması

Bilişim ve banka verilerinin yoğun olduğu dosyalarda teknik delilin nasıl oluştuğunun anlaşılması önemlidir.

Bir IP kaydının, telefon sinyalinin veya banka hareketinin neyi gösterdiği kadar neyi göstermediğinin de bilinmesi gerekir.

Soruşturmanın Başından İtibaren Savunma

Ağır ceza avukatının görevi yalnızca duruşmada sözlü savunma yapmak değildir.

Soruşturma sırasında dosyaya sunulabilecek delillerin belirlenmesi, ifade stratejisi, tutuklama değerlendirmesi ve diğer koruma tedbirleri de savunmanın önemli bölümleridir.

İstanbul’daki ağır ceza ve ceza hukuku uygulamalarına ilişkin ayrıntılı mesleki içerikler için Avukat Tevfik Yıldırım’ın resmi internet sitesindeki ağır ceza hukuku yayınları incelenebilir.

Ağır Ceza Avukatı Ücreti Ne Kadar?

Ağır ceza avukatlığı için her dosyada geçerli tek bir ücret belirlenmesi mümkün değildir.

Ücret;

  • Suçlama konusu,
  • Dosyanın kapsamı,
  • Sanık sayısı,
  • Tutukluluk durumu,
  • Delil miktarı,
  • Yargılamanın gerçekleştirileceği yer,
  • Dosyada yapılması gereken teknik çalışmalar

gibi unsurlara göre değişebilir.

Avukatlık ücretinin somut dosya incelenmeden yalnızca suç adı üzerinden değerlendirilmesi sağlıklı olmayabilir.

Ağır Ceza Davaları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Ağır Ceza Davasında Avukat Zorunlu mudur?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu bazı durumlar bulunmaktadır.

Bunun dışında kişi kendi seçeceği bir avukat aracılığıyla savunmasını gerçekleştirebilir.

Ağır Ceza Davası Ne Kadar Sürer?

Her dosya bakımından geçerli kesin bir süre bulunmamaktadır.

Tanık sayısı, bilirkişi incelemeleri, dijital materyaller, sanık sayısı, tutukluluk durumu ve mahkemenin iş yoğunluğu yargılama süresini etkileyebilir.

Ağır Ceza Davasında İlk Duruşmada Tahliye Olabilir mi?

Evet. Hukuki şartların oluşması halinde ilk duruşmada veya yargılamanın sonraki aşamalarında tahliye kararı verilmesi mümkündür.

Ancak tutukluluk değerlendirmesi her dosyada somut delillere göre yapılır.

Ağır Ceza Davasında Beraat Mümkün müdür?

Elbette.

Bir kişinin ağır bir suçla itham edilmiş olması mahkûm olacağı anlamına gelmez.

Mahkeme yargılama sonunda suçun sanık tarafından işlendiğini hukuken yeterli şekilde sabit görmezse beraat kararı verebilir.

IP Adresi Tek Başına Yeterli midir?

IP adresinin hukuki değeri dosyanın bütününe göre belirlenmelidir.

Bir internet aboneliğinin belirli bir kişiye ait olması, internet üzerinden yapılan her işlemin bizzat o kişi tarafından gerçekleştirildiğini otomatik olarak göstermez.

Banka Hesabının Kullanılması Tek Başına Dolandırıcılık Suçunu Oluşturur mu?

Her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.

Ceza sorumluluğu bakımından kişinin bilgisi, kastı, işlem üzerindeki hâkimiyeti ve diğer deliller önemlidir.

Telefonun Sanığa Ait Olması İçindeki Her Verinin Sanığa Ait Olduğunu Gösterir mi?

Her durumda göstermez.

Cihazın fiili kullanımı, hesap bilgileri, oturum kayıtları ve dosyada bulunan diğer teknik deliller birlikte incelenmelidir.

Sonuç: Ağır Ceza Davalarında Dosya Bütün Olarak Değerlendirilmelidir

Ağır ceza yargılamalarında suçun adının veya dosyadaki tek bir delilin üzerinden sonuç çıkarmak doğru değildir.

Savunmanın merkezinde üç temel soru bulunmalıdır:

Ne olduğu iddia ediliyor?

Bu iddiayı hangi deliller destekliyor?

Bu deliller, sanığın suçun bütün unsurlarını gerçekleştirdiğini hukuken yeterli ve kesin biçimde ortaya koyuyor mu?

Bu soruların birbirinden ayrılması, ceza yargılamasında sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının temelidir.

Özellikle dijital delillerin, banka kayıtlarının ve teknik verilerin giderek daha fazla kullanıldığı günümüz ceza soruşturmalarında görünüşte güçlü olan bir delilin teknik ve hukuki inceleme sonrasında farklı anlam taşıdığı görülebilir.

Bu nedenle ağır ceza dosyaları yalnızca suç isnadına değil; delilin kaynağına, delilin sanıkla bağlantısına, suç kastına ve ceza muhakemesi kurallarına birlikte bakılarak değerlendirilmelidir.

Yağma Suçunda Değer Azlığı Sebebiyle İndirim Yapılması Yargıtay

6. Ceza Dairesi         2021/22134 E.  ,  2022/16576 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Mağdur … müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş aralığında bulunan mağdur …’ın, adresine çıkarılan davetiye ve zorla getirme kararına rağmen duruşmalara katılmadığı, 5271 sayılı CMK’nin 237 ve devamı maddelerine göre katılan sıfatı almadığı anlaşıldığından, temyiz hakkı bulunmayan mağdur vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- Nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocukların mağdurların üstlerinden 27 ve 10 TL paraları aldığı olayda, suça sürüklenen çocuklar hakkında herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi uygulanmamıştır.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da -suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145.(veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK.’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, mağdurların üzerinden alınan 10 TL ve 27 TL’nin suç tarihi olan 10/09/2012 itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuklara verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
Suça sürüklenen çocuklara verilen cezalardan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yağma ( Gasp ) Suçunda Keşif Yapılmaması Yargıtay Bozma

6. Ceza Dairesi         2021/21720 E.  ,  2022/16616 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın suç tarihinde müştekiyi apartmanın içine götürerek yağma eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; olay yerinde keşif yapılarak sonucuna göre TCK 149. maddesinin ‘d’ bendi tartışılmaksızın yazılı şekilde uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında, sanık hakkında yaş küçüklüğü sebebiyle 5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesinin uygulandığı gözetilmeksizin TCK’nın 58/5. maddesine aykırı olarak tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle gerekçesi tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak yerine ilk hükümde uygulanan ‘Sanığın … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/394 esas, 2011/489 karar sayılı ilamı ile hükümlü olup süre dolmadan bu suçu işlediği anlaşıldığından TCK’nın 58/6 maddesi uyarınca sanığın cezasının MÜKERRİRLERE ÖZGÜ infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Ceza Hükmünün Gerekçesiz Olması Sebebiyle Yargıtay Bozma Kararı

6. Ceza Dairesi         2021/23714 E.  ,  2022/16541 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İş yeri dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar tarihinde başka suçtan cezaevinde tutuklu olan ve karar yüzüne karşı verilen sanığın temyiz dilekçesini cezaevi idaresine başvuru aracılığıyla da gönderilebileceği belirtilmediğinden sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/741 esas, 2013/438 karar numaralı kararı ile işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlemesi nedeni ile … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1247 esas ve 2017/58 karar numaralı dosyasından ihbarda bulunulduğu; ancak sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hükmün açıklanması gerekirken mala zarar verme suçundan hüküm kurulması,
2-Hükmün verildiği 28.09.2017 tarihli oturumda hazır olan sanığa son sözleri sorulmadan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
3-Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, duruşma açılıp, yeniden hüküm kurulmuş ise de, temyize, Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasa’nın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 29.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Nitelikli Hırsızlık Telefon Hırsızlığı İmei Sorgulaması Yanlış

6. Ceza Dairesi         2021/25101 E.  ,  2022/16625 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
I)Mağdurun kolluk ifadesinde belirttiği imei numarası yerine cep telefonu numarası imei numarası olarak belirtilmek suretiyle sorgulama yapıldığının anlaşılması karşısında; doğru imei numarası ile araştırma yapılarak sonucuna göre delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması,
II)Kabule göre de; sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen, … 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25/09/2018 gün ve 2017/24 Esas, 2018/590 Karar sayılı önceki hükmüne yönelik olarak aleyhe temyiz söz konusu olmadığı halde, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine sanığın kazanılmış hakkı korunmadan fazla cezaya hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 29.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

TCK’nın 102/1. maddesi 8.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı KanunlTCK’nın 102/1. maddesi Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2021/4133 E.  ,  2022/10808 K.

  •  
  •  

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet


İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınıp, hükmedilen ceza miktarına göre duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, duruşmasız yapılan değerlendirmede dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemenin gerekçesinde, sanık hakkında lehe kanunun suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’nın 102/1. maddesi kabul edilmesine rağmen hükmün 6545 sayılı kanunla değişik TCK’nın 102/1. maddesinden kurulması suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı hususu değerlendirildikten sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda yapılan değişiklik de gözetilip, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Çocuğa Cinsel nitelikte fotoğraf ve video gösterme eylemi Cinsel Taciz mi yoska Müstehcenlik Suçu mu? Yargıtay Kararı

Bu yazıda çocuğa cinsel nitelikte fotoğraf ve video gösterme eyleminin TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu değil, aynı Kanunun 226/1-a. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğuna ilişkin Yargıtay Kararını paylaşacağız.

14. Ceza Dairesi         2016/6311 E.  ,  2020/41 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanığın, mağdure Ceylin’e cinsel nitelikte fotoğraf ve video gösterme eyleminin TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu değil, aynı Kanunun 226/1-a. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu teşkil ettiği ve bu suçun kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığı gözetilerek bu suçtan mahkumiyeti yerine şikayetten vazgeçme nedeniyle cinsel taciz suçundan açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış ve hükümden sonra 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Diğer Makaleler :

Uyuşturucu Kullanma ve Ticareti Hukuka Aykırı Arama Yargıtay Kararı

Uyuşturucu kullanma suçu ve uyuşturucu ticareti suçundan yargılanan 2 sanık hakkında arama kararı bulunmaksızın yapılan mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkin Yargıtay Kararı

20. Ceza Dairesi         2019/6625 E.  ,  2020/2711 K.

“İçtihat Metni”


Mahkeme : İSTANBUL 15. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1-Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2-Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1-Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-)Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde:
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, aynı maddenin 12. fıkrasına göre temyizi mümkün olmayıp, itiraza tabi olması nedeniyle, sanığın bu konudaki temyiz istemi itiraz olarak kabul edilerek, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE,
2-)Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
1-) Oluş ve dosya içeriğine göre, … Gıda isimli bakkalda ihbar üzerine önleme araması kararına dayanarak yapılan aramada sanığın üzerinde ve tezgah altında uyuşturucu maddelerin ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, iş yerinde arama yapılabilmesi için CMK’nın 119. maddesi uyarınca hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri alınması gerektiğinden CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 10.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İlgili Makaleler :


Uyuşturucu Kullanma Suçu Denetimli Serbestlik Kapatma Dava Düşmesi Yargıtay Kararı

Bu yazıda uyuşturucu suçundan ötürü kişi hakkında denetimli serbestlik kararı alınmış birine karşı usulsüz tebligat yapılması yani Tebligat Kanunu 35.maddesine göre yapılmasının denetimli serbestlik dosyasının kapatılmış olmasına ve ceza davasının açılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin Yargıtay kararı bulunmaktadır.

20. Ceza Dairesi         2019/6508 E.  ,  2020/2642 K.

“İçtihat Metni”


Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen 06/11/2014 tarihli hükme ilişkin gerekçeli kararın, bilinen en son adresi olan talimat mahkemesinde 01/02/2011 tarihinde bildirdiği “Kışla mahallesi 52.cadde Tunahan İş Merkezi no:29/6 Merkez Antalya” adresine yapılan tebligatın iade olmasından sonra, dosyada bulunan ve görevli Polis Memurları’nca düzenlenen 20/02/2012 tarihli araştırma tutanağında ve ekindeki yerleşim yeri adresinin belirtildiği belgede yazılı adres kayıt sistemindeki “Pınarbaşı mahallesi 717 sokak no:4/10 Konyaaltı – Antalya” adresine 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21.maddesindeki usullere göre tebliğ edilmesi yerine, önceki “Kışla mahallesi 52.cadde Tunahan İş Merkezi no: 29/6 Merkez Antalya” adresine Tebligat Yasasının 35.maddesindeki usule göre 29/01/2015 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olması karşısında, daha sonra “Pınarbaşı mahallesi 717 sokak no:4/10 Konyaaltı – Antalya” adresine 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21.maddesine göre 10/04/2015 tarihinde yapılan usulüne uygun tebliğ ile temyiz süresinin başlaması gerektiği ve sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında ”30/06/2009 ” olan suç tarihinin “02/03/2009” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir görülmüştür.
1) Dosya kapsamına göre suç tarihinden sonra, hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 191. maddesinde yer alan düzenlemeler yönünden değerlendirme ve karşılaştırma yapıldıktan sonra sonucuna göre, lehe kanun tespit edilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, belirtilen nitelikte karşılaştırma ve somutlaştırma yapılmadan hüküm kurulması,
2) Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230. maddeleri gereğince hükmün gerekçe bölümünde, sanığın lehindeki ve aleyhindeki delillerin belirtilmesi, tüm delillerin ayrı ayrı tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin belirlenmesi, hangi delile hangi nedenlerle üstünlük tanındığının belirtilmesi, delillerle ulaşılan kanıya göre sanığın sabit kabul edilen fiilleri açıklanarak bunun nitelendirilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun saptanması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
3) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine sanığın uymadığının bildirilmesi üzerine, Mahkemece sanığa “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı kabul edilerek hakkında hüküm kurulacağı” uyarısını içeren davetiye tebliğ edilmesi gerektiği halde, yukarıda belirtilen nitelikte davetiye tebliğ edilmeden veya sanık dinlenmeden sanığın yokluğunda savunma hakkı kısıtlanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
4) Sanık hakkında verilen 05/07/2012 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce sanığa gönderilen 14.06.2013 tarihli çağrı yazısının; bilinen en son adresi olan 01.02.2011 tarihinde talimat mahkemesinde bildirdiği “Kışla mahallesi 52. cadde Tunahan İş Merkezi no: 29/6 Merkez Antalya” adresine ilk önce gönderilmesi, bu tebligatın iade olması halinde ise, dosyada bulunan ve görevli Polis Memurları’nca düzenlenen 20.02.2012 tarihli araştırma tutanağında ve ekindeki yerleşim yeri adresinin belirtildiği belgede yazılı adres kayıt sistemindeki “Pınarbaşı mahallesi 717 sokak no:4/10 Konyaaltı – Antalya” adresine 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21.maddesindeki usullere göre tebliğ edilmesi yerine, sanığın daha önceki adresi olan “Üniversite mahallesi Karayel Mermer arkası Salihliler Sitesi no:13 Çeşme/İzmir” adresine Tebligat Yasasının 35.maddesindeki usule göre 07.10.2013 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olması karşısında, çağrıdan usulünce haberdar edilmeyen sanığın, hakkında verilen 05/07/2012 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik kararının gereklerine uymadığının kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
5) Kabule göre de;
a- Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Sanığa verilen adli para cezası taksitlendirilirken, TCK’nın 52. maddesinin 4. fıkrası yerine 2. fıkrasının uygulama maddesi olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 09/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İlgili Makaleler :

icra avukatı ve icra avukatı istanbul

icra avukatı istanbul‘da vatandaşların sıklıkla aramaya yöneldiği bir arayış tipidir. Ekonomide yaşanan sorunlar ve ticarette yaşanan olumsuzluklar sebebiyle çek senet ödenmez hale gelmiş durumdadır. Bunun yanında kredi kartlarını ödeyemeyen kişilerde icralık olmuşlardır. İcra avukatı , çek senet avukatı istanbul‘da aransa da hemen belirtmeliyiz ki bu tür aramalar avukatlık kanunumuzda bulunmamaktadır. Yani icra avukatı, çek senet avukatı gibi terimler avukatlık kanununda bulunmamaktadır.

çek senet avukatı

çek senet avukatı vatandaşların bir diğer arama metodlarından birisi yukarıda dediğimiz gibi çek senet avukatı gibi bir tabirde avukatlık kanunumuzda bulunmamaktadır. Çek senet avukatı aramasıyla vatandaşlar ticaret için aldıkları çeklerinin karşılıksız çıkması veya kambiyo senet dediğimiz yada adi senet vasfındaki senet alacaklarının tahsilatı için başvurmak istediği avukatlar şeklinde bir arayış içinde olmaktadırlar.

icra avukatı istanbul

icra avukatı istanbul‘da oldukça fazla aranmakta vatandaşlar tarafından ve icra takipleri, icra alacakları üzerine çalışan avukatlar oldukça fazla bulunmaktadır. icra avukatları istanbul‘da sıklıkla vatandaşların başvurduğu avukatlar icra daireleri bu sebeple oldukça son yıllarda dosya sayısı bakımından tavan yapmıştır.